of force - Türkçe İngilizce Sözlük

of force

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"of force" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 5 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
of force zf. ister istemez
of force zf. zaruri olarak
of force zf. kaçınılmaz bir şekilde
of force zf. elinde olmadan
of force zf. mecburi bir şekilde

"of force" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
magnetic line of force i. manyetik kuvvet çizgisi
the status of labor force i. işgücünün meslekteki mevkii
force of circumstances i. durumu gereği
force of gravity i. ağırlık kuvveti
the status of labor force i. işgücünün statüsü
force of gravity i. çekim
line of force i. kuvvet çizgisi
force of gravity i. ağırlık
use of force i. güç kullanımı
use of force i. güç kullanma
date of entry into force i. yürürlüğe giriş tarihi
date of entry into force i. tarihi neşri
force of attraction i. çekme kuvveti
force of nature i. doğal fenomen/olay
force of nature i. doğal afet
force of will i. irade gücü
have the force of law f. kanun hükmünde olmak
force out of business f. işini kaybetmeye mecbur bırakmak
order the secretary of defence to use military force f. savunma bakanına askeri güç kullanma emri vermek
by force of zf. gereği olarak
by force of zf. sayesinde
by force of zf. icabı olarak etkisiyle
from force of habit zf. alışkanlıkla
because of force majeure zf. zorunlu nedenlerle
by reason of force majeure zf. zorunlu nedenlerle
Öbek Fiiller
force someone out of something f. birini bir yerden zorla/ite kaka çıkarmak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden zorla kaldırmak
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden kalkmaya/çıkmaya ikna etmek
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden el çekmeye zorlamak
force someone or something off (of) something f. (birini/bir şeyi başka birinin) sorumluluğuna vermek
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya zorlamak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden zorla koparmak
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya razı etmek
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden zorla koparmak
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden zorla ayırmak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya zorlamak
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden, komiteden el çekmeye zorlamak
force someone or something off (of) something f. (birini/bir şeyi başka birinin) üstüne yıkmak
force someone or something off (of) something f. (birini/bir şeyi başka birine) emanet etmek
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden zorla çıkarmak
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden vazgeçmeye zorlamak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden kalkmaya/çıkmaya ikna etmek
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir gruptan vazgeçmeye zorlamak
force someone or something off (of) something f. (birini/bir şeyi başka birinin) sırtına yüklemek
force someone or something off (of) something f. birini/bir şeyi bir yerden zorla kaldırmak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya razı etmek
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden zorla ayırmak
force someone or something off (of) something f. (birini/bir şeyi başka birinin) üstüne atmak
force (someone or something) off (of) (something) f. (birini/bir şeyi) bir yerden zorla çıkarmak
force (someone) out of (something) f. (birini pozisyonunu/koltuğunu) bırakmaya zorlamak
force (someone or an animal) out of (something) f. (birini/bir hayvanı bir şeyden) zorla uzaklaştırmak
force someone or something out of something f. birini/bir şeyi bir şeyden/yerden çıkmaya/ayrılmaya zorlamak
force out of f. -den zorla/ite kaka çıkarmak
force (someone or an animal) out of (something) f. (birini/bir hayvanı bir şeyden) zorla çıkarmak
force someone or something out of something f. birini/bir şeyi konumundan ayrılmaya zorlamak
force someone or something out of something f. birini/bir şeyi konumunu bırakmaya zorlamak
force (someone) out of (something) f. (birini) istifa etmek/pozisyonundan ayrılmak zorunda bırakmak
force someone or something out of something f. birini/bir şeyi bir şeyden/yerden zorla çıkarmak
force (someone) out of (something) f. (birini) istifaya zorlamak
force (someone) out of (something) f. (birini pozisyonundan) ayrılmaya zorlamak
force (someone) out of (something) f. (birini bir yerden) el çekmeye zorlamak
force someone or something out of something f. birine/bir şeye el çektirmek
İfadeler
by sheer force of will expr. yalnızca irade gücüyle
depending on the direction of force expr. kuvvet yönüne bağlı olarak
Konuşma Dili
force of habit i. alışkanlık gereği
by force of habit expr. alışkanlıkla
by force of habit expr. alışkanlıktan
Deyim
force of numbers i. sayı çokluğuyla sağlanan güç
force of numbers i. birlikte hareket eden insanların çok sayıda olmasından doğan güç
force of numbers i. sayıların gücü
force of numbers i. istatistiksel verilerin bir araya geldiğinde yarattığı etki
display of force i. göz dağı
display of force i. güç gösterisi
a show of force i. güç gösterisi
a show of force i. gözdağı
a show of force i. gövde gösterisi
force of circumstance i. zorunluluk
force of circumstance i. elinde olmayan durum
force of circumstance i. mecburiyet
force someone out of office f. istifaya zorlamak
force (one) out of office f. (birini) istifa etmek/pozisyonundan ayrılmak zorunda bırakmak
force (one) out of office f. (birini) pozisyonundan ayrılmaya zorlamak
force out of office f. istifaya zorlamak
force (one) out of office f. (birini) istifaya zorlamak
force (one) out of office f. (birini) pozisyonunu/koltuğunu bırakmaya zorlamak
force (one) out of office f. (birini) el çekmeye zorlamak
Ticaret/Ekonomi
whether or not having the force of law i. kanun hükmünde olsun olmasın
mobility of the work force i. işgücünün hareketliliği
mobility of the work force i. işgücü hareketliliği
the entry into force of the contract i. sözleşmenin yürürlüğe girmesi
labour force status of non institutional population i. kurumsal olmayan nüfusun işgücü durumu
Hukuk
use of excessive force i. aşırı güç kullanma
binding force of the constitution i. anayasanın bağlayıcılığı
conclusive force of trial record i. duruşma tutanağının ispat kuvveti
decree having force of law i. kanun hükmünde kararname
emergency decree having the force of law i. sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararname
decrees having the force of law i. kanun hükmünde kararnameler
the full force of law i. kanunun tam kuvveti
by use of force zf. cebirle
Siyasal
force of res judicata i. yargı makamınca karara bağlanmış meselenin gücü
show of force i. güç gösterisi
act of force i. şiddet eylemi
show of force i. gövde gösterisi
act of force i. şiddet hareketi
the prohibition of the use of force i. kuvvet/güç kullanma yasağı
disproportionate use of force i. orantısız güç kullanımı
authorization for use of military force i. tezkere
united self-defense force of colombia i. kolombiya'da kurulan bir terör örgütü
united self-defense force of colombia i. kolombiya birleşik öz savunma kuvveti
united self-defense force of colombia i. kolombiya birleşik kendini savunma güçleri
united self-defense force of colombia i. kolombiya'da yerel ve bölgesel paramiliter grupları koruyan bir terör örgütü
resort to the use of force f. şiddete başvurmak
Teknik
application of a force i. bir etkenin yüklenmesi
field of force i. kuvvet alanı
force of friction i. sürtünme kuvveti
application of a force i. bir kuvvetin uygulanması
application of a force i. bir kuvvetin yüklenmesi
line of force i. elektriksel güç çizgileri
force of attraction i. çekme kuvveti
line of action of a force i. bir kuvvetin tesir hattı
distribution of force i. kuvvetlerin dağıtılması
force of gravity i. yerçekimi kuvveti
force of repulsion i. çarpma kuvveti
line of force i. kuvvet hattı
direction of force i. kuvvetin yönü
force of gravity i. çekim kuvveti
moment of force i. kuvvet momenti
force measuring system of the tensile testing machine i. çekme deneyi makinesinin kuvvet ölçme sistemi
measurement of the unwinding force at high speed i. yüksek hızda sağılma kuvvetinin ölçümü
line of force i. kuvvet çizgisi
moment of force i. kuvvet döngüsü
unit of force i. kuvvet birimi
measurement of the transmitted force i. iletilen kuvvetin ölçülmesi
action of an active force i. aktif bir kuvvetin hareketi
verification and calibration of the force-measuring system i. kuvvet ölçme sisteminin doğrulanması ve kalibrasyonu
leverage of a force i. kaldıraç kuvveti
moment of a force i. kuvvetin uygulama noktasına eksenden dik uzaklığının çarpımı ile kuvvetin uzaklık çizgisine ve eksene dik bir düzlemdeki bileşeni
moment of a force i. kuvvetin uygulama noktasına kadar olan uzaklık ile kuvvetin uzaklık çizgisine dik bileşeninin çarpımı
Elektrik
field of force i. kuvvet alanı
electrical line of force i. elektrik alan kuvvet çizgisi
field of force i. kaynak tarafından üretilen kuvvetin etkin olduğu alan
Mekanik
resolution of a force i. kuvvetin vektörel bileşenlerine ayrılması
Tekstil
determination of tear force i. yırtılma kuvvetinin tayini
determination of maximum force i. en büyük kuvvetin tayini
determination of tear force i. yırtılma kuvvetinin belirlenmesi
mesh breaking force of netting i. ağ gözü kopma kuvveti
Otomotiv
lines of force i. kuvvet hatları
lines of force i. güç hattı
frequency of vibrating force i. titreşim kuvvetinin frekansı
vertical lines of magnetic force i. manyetik kuvvet düşey çizgileri